Güven İkilemi Nedir? Nasıl Güvenebileceğimizi Anlarız?

GÜVENİN KISA TARİHİ ve SUÇLUNUN İKİLEMİ

İnsanlar için yüzyıllardır süregelen bir problemin evriminden bahsetmek istiyorum size. Güven.. Belki bazılarınız Prisoner’s Dilemma konseptine aşinadır. Olmayanlar için kısaca açıklıyorum, iki şüpheli suç ortağı ayrı ayrı sorguya çekilirler. Pazarlık basittir;

  • Eğer sen arkadaşını ele verirsen ama arkadaşın susmayı seçerse gitmekte özgürsün ama arkadaşın 10 yıl ceza alır.
  • Eğer arkadaşın seni ele verir ve sen susarsan sen 10 yıl hapis alırsın o serbest kalır.
  • Eğer ikiniz de birbirinizi ele verirseniz 5’er yıl ceza alırsınız.
  • Eğer ikiniz de susmayı seçerseniz ikiniz de 1 yıl yatarsınız.

Buradaki temel ikilem karşındakine bu konuda ne kadar güvendiğin. Bu teknik genelde iki ortağın da birbirini ispiyonlamasıyla son buluyor. Fakat bu durumda yapılabilecek en mantıklı tercih ne bunu tartışmak isterim. Arkadaşınıza çok güveniyorsanız susmayı seçip onun da aynısını seçtiğini umacaksınız. Sustuğumuz zaman iki ihtimal çıkıyor;
1 yıl veya 10 yıl – riske atmak için çok uç iki nokta diğer türlü ispiyonlarsak şansımız:
5 yıl veya özgürlük – iki türlü de birlikte 1 yıl yatmak mı yoksa arkadaşınızın iyi niyetiyle kumar oynamak mı diye düşünüldüğünde suçlular genelde tek başıma 10 yıl alacağıma 5 yıl yatmış oluruz en kötü ihtimalle diye düşünüp suçlarını itiraf ediyorlar. Sayısal olarak en mantıklı seçim de bu gibi duruyor. Fakat aynı zamanda ikiniz de susup 1 yıl alabilecekken konuşup dostunun güvenini ve 4 yılını kaybetmek salakça. Konu ikili ilişkilere geldiğinde bencil düşünüp karşıdakini satmak ve satılmamayı beklemek insanlık için bir alışkanlık haline gelmiş sanki…

KONSEPTİ ANLAMAK İÇİN BİR OYUN

İngilizcesine güvenenler için buraya bir oyun koyuyorum bunu test edebileceğiniz (the Evolution of Trust) Oyunda karakterler makineye birer coin atar ve ikisi de attıysa 2 coin kazanırlar ama karşındaki atar ve sen atmazsan sen 3 coin kazanırsın ama karşındaki bişey almaz. Oyun içinde farklı stratejiler bulunuyor benim favorim “CopyCat“. İlk tur parayı atıp sonraki her tur rakibinin hamlesini taklit ediyor.
Peki cidden birine güvenebileceğimizi nasıl anlarız?

HAYATTA BUNU NASIL UYGULARIZ?

Gerçek hayatta uygulanabilecek en mantıklı strateji CopyCat şahsen. Ilımlı yaklaş, eğer itiyorsa sen de it, iyiyse sen de iyi ol. Yine de bu bir oyun unutma. Yaptığın her hamleden bir şeyler öğren. Karşındakinin profilini çözdükten sonra strateji kullanmana gerek kalmayacak. Karşındaki de bir copycatse zaten iyi anlaşacaksınız.

Bir istisnai durum olarak eğer tanıdığınız kişi size başında güven verdiyse sürekli para atan optimist karakteri tercih ediyorum. Söylenen her şeye inanıyor ve kolayca güveniyorum böylece karışık bir strateji izlerken harcayacağım enerjiden kazanmış oluyorum. Kimseye tamamen bağlanmadığınız sürece bu yöntemin bir zararı yok. En kötü ihtimalle birkaç bozukluk kaybedersiniz ki şu durumda zamana ve efora karşılık gelir, telafisi zor değildir.

Burada konunun kilitlendiği nokta kişinin karşısında bir makine varmışcasına kumarda en sağlam seçimi yapmaya çalışması. Birbirini tanıdığına güvenip onun yapacağı seçimi öngörerek hareket etmektense zor durumda kaldığında en yakın dostunun bile seni terk edeceği ihtimaliyle karar alıyor kişi çoğu zaman. Babana bile güvenme diye boşuna denmemiş. Karşıdakinin de bu şekilde düşüneceğinden eminseniz (ki tanıdığınız insanların %90’ı bunu yapacaktır) ispiyonlamaya devam edin diyorum. Sadece kalan %10’u yüz üstü bırakmamaya özen gösterin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.